Meraklanmak

19.10.2016

Tanrının en büyük armağanı başka ne olabilirdi ki?


Merhaba, saat şuan 03:47. Şöyle bir Twitter'da hashtaglere bakıyordum ki şu best model konusuna rastladım. Bu gerekli midir? Burası bana düşmez. Buraya katılan bunu düzenleyen insanlar doğru birşey mi yapıyor? Aslında buda çok mühim bir konu değil. Eğer birileri bundan kazanç sağlıyorsa, birileri kazanmayı başarabiliyorsa bunun zararlı yönleri benim açımdam muaf olabilir. Hashtag üzerinden şöyle bir tweetlere baktım ki içler acısı. Best Model arkadaşımıza ağıza alınmayacak sözler ediyorlar. Bu çok komik. Ne ara insanları dış görünüşleriyle yargılıyoruz. Anladığım kadarıyla ülkemiz ana fikir yoksunu. Bir yarışmanın ana fikrini bilmeden sonucu yargılayacak gücü kendinde bulabilen arkadaşları tebrik ediyorum. Sizleri anlayamıyorum. Kalpler çok hassas, kırılıveriyorlar. Bir bayan bir çaba göstererek bir yere geliyor. Sizlerse onu incitiyorsunuz. Oysaki yüksek meblalarla estetik masalarından kalkmayan insanlara hayranlık duyar haldesiniz. Bende sizleri incitmek istemem. Gerçekten burada başarı söz konusu ve kimsenin kalbini kırmamaya çalışalım, doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum.
Bizler hep böyle miydik acaba? Mesela bundan 30 yıl evvel birilerinin kalbini bu kadar kolay kırıyorlar mıydı? Sahi tarihe bakınca burkuluyor kalbim. İnanın sosyal medyadan daha üzücü olaylar yaşanmış. Okudukça okumayasım geliyor. Çünkü bilmek istemediğim şeyler var. Solan umutlar var. İnsanların yaşam bahçelerine dökülmüş zehirler var. Okuyamıyorum, eğer siz okuyabiliyorsanız okuyun. Çünkü onlar okunmayı hatırlanmayı hakediyorlar. Ancak ben okuyabilecek kadar güçlü değilim.
Bu konuyla ilgili geçmişe yönelik bir araştırma yaptım. Ecem Üzgör isimli bir hanım. Sosyal medyada o kadar kolayca harcanmış ki. O kadar incinmiş ki. Bu konuyla ilgili açıklama yapmak zorunda kalmış.
Empati kurabilen bir toplum olmalıydık. Ne ara bu kadar karıştık ki? Ne ara en kötü hallerimizi örnek alır olduk. Nerede kötü bir huy var, yayılıyor hızlıca. Kibir, öfke, kıskançlık. Yani aslında iyi duygulara kalbimizi açsak, iyi duygulardan gelen mutsuzluk dahi şu bahsettiğim kötü duygulardan daha iyidir. Mesela yaşamlara değer veren varlıklar olsak. İnançlarımız için değil, ırkımız, cinsiyetimiz için değil. Sırf nefes aldıkları için bile değer verebiliriz. Hayvanları sevebiliriz mesela. Onları incitmeden aramızda yaşamalarına izin verebiliriz. İyi birer insan olabiliriz -olmalarını sağlayabiliriz- denemeliyiz. Çünkü bu dünya en küçük canlıdan, en büyüğüne kadar hepimizin. Bunu bu şekilde kabul ederek mutlu olabileceğimizi düşünüyorum.
Sevin, bu en güzel duygu. Biri sizi terkettiğinde sanki tüm bulutlar kayboluyor. Tüm yıldızlar gidiyor gecenizden. Tüm kokular terkediyor bahçeleri. Çiçekler açmıyor inciniyorsunuz biliyorum. Ama yinede sevin. Kaybetme ihtimalinizi göze alarak sevin. Sevin çünkü dünya her geçen gün daha kötü oluyor ve göğüs kafesinde bir parça sevgiye yer verebilecek insanlara ihtiyacımız var.
 " Bir kalbi incitmeyin. Tanrının en büyük armağanı, ulaşabildiğimiz bir kalptir. Çünkü yaşamı değerli kılan, başka insanların aldığı nefeslerdir. "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder