Meraklanmak

19.10.2016

Gitmeleri bir saksıya ekiyorum, yeniden yeşermesi dileğiyle...



Herkes birşeyler taşır gönlünde. Kimi hüzün taşır. Kimi mutluluk, kimisiyse aşk taşır. Hangileri şanslıdır bilemiyorum lakin bu gün size giden sevgililerden bahsedicem. Evet acımız büyük, küçük acı yoktur. Daha çok acıyana kadar, en büyük açın o an yaşadığındır aslında.
"Acılar asla terk etmez"
Sevgililer gider, dostlar gider. Hem terkedilmeyi biz ilk gökyüzünde öğrenmedik mi? Ben akşam doğan bir çocuktum. Beni ilk ay terketti. Tam onun acısını unutmuşken birde güneş bıraktı beni. Şimdi ise gidenler, önceden tahmin ettiğim terkedilişler. Bakın herkes gider, kalanlarda olur elbet. Herkes birgün gidecek, belki ölüm olacak gidişi. Belki ellerimizden kayıp gidecek. Tutunamayan biz olacağız belki. Ama gidecek. Semadan eksik olmayacak yüzü. Gitmiş olacak. Gitmelere çare yok, en iyisi bir sigara yak..
Gitmesi değilde, arkada kalmak koyuyor. Bizde gitmeyi bilirdik aslında. Gidemedik, kaldık biz. Sevdik biz. Sevendik, sevilemedik. Umut ettik bir parça aşkı lakin kanıyor parmak uçlarımız. Sarılınca geçecekti, sarılmakta kısmet olmadı. Gidişin bir kibrit ateşiydi, bense hâlâ yanıyorum. Giden sevgililere sesleniyorum:
Terk edilmek.
Giderken arkaya bakın, belkide geçmişin anısına, kalanın birkaç söyleyecek sözü vardır...
Suçlayıp duracağız... Gidene gittiği için değilde bizsiz yapabildiği için kin güdeceğiz. Göz yaşlarım onsuz akmayı bırakmazken o nasıl gülebiliyor? Diye diye öleceğiz. Sevmesede olur be. Bir dizi repliği geldi aklıma. "Aşk onun gülüşünde mutlu olabilmektir, başkasına gülse bile..".
" Bizler yarımız, öldüğümüzde bir tam mezara gerek yok, yarımada sığarız biz."
Bir kalbe sığmayı beceremedik ama mezara sığarız. Ölüm çare değilki hem. Azıcık inancı olan biri bile öldükten sonra yaşama inanır. Ruh ölmeyince nasıl unutur sevdiğini. Bağlanınca kopamıyor insan. Bir anne ile bebeğinin bağı gibi. Onsuz yaşayamıyorsun işte. Gitmeseydi herşey daha güzel olacaktı. Yaşanılacak şeyler vardı. Bak ben onunla kıyıya yanaşan vapurları izlerken simit yiyemedim. Ben Galata Kulesi'ne çıkamadım onunla. Çıkanların geleceği bir olurmuş diye bir rivayet var.
" Biz seninle Galata'ya çıkmadık diye böyle oldu.."
Yaşamaya dair pekte birşey kalmadı aslında. Artık çok gerekli değil sevgiler, aşklar. Umutlarımda tükendi. Ne bir kar tanesi anlatabilir beni, ne bir yağmur damlası. Ne kelebekler anlar beni, ne gece öten kuşlar. Bir tek kediler anlardı beni, onlarda sevdirmiyor artık kendini.


Gitmeni istememiştim.
Sevmeni istemiştim,
Saçımı sevmeni...
Kalbinle sevmeni istemiştim,
Gülüşünle sevmeni.
Ruhuma sarılmanı istemiştim.
Öyle sıkı sardıki kalbimi kalbin
Nefes alamıyorum geceleri.
Bir kar küresine saklamıştım kalbimi,
Kar taneleri saçlarına konarken.
Fısıldadın usulca,
"Hoşçakal" dedin.
Zaman durdu, küre parçalandı.
Sen gittin ve ben artık yaşamıyorum..
Şiir yazamıyordum, aslında çok nadir yazarım. Bu gece o gecelerden biriymiş demekki. Şiir yazacak kadar üzülmüşüm yine... Olsun üzülmelere alışır gibiyiz. Ama gitmelere alışamıyoruz işte. Giden sevgiliye hem kırgınız hem üzgünüz. Dönmeyecek biliyoruz ama hep dönecekmiş gibi. Telefonuma gelen bildirim sanki hep ona aitmiş gibi. Bir sonraki mesaj onunki olacakmış gibi. Ben yıldızlara bakarken bir gece. Aynı yıldızı seçecekmişiz gibi. Aynı bulutu kaplumbağaya benzetecekmişiz gibi. Aynı vapura binip farklı uçlarda oturacakmışız. Aynı denizin kokusunu ciğerlerimize dolduracakmışız gibi. Aynı çiçeği koklayarak geçecekmişiz sanki kaldırımdan. Aynı otobüste aynı koltuğa oturacakmışız gibi. Herşey rüya gibi ve ben seni artık hatırlayamıyorum. Suretin kaybolmak üzere düşlerimden. İnan böyle olmasını ben istemedim. Artık anımsayamıyorum yüzünü. Ruhum kırgın. En az seni kaybetmekten korktuğum kadar korkuyorum seni unutmaktan.
Kendimden kaçmak istiyorum...
Ne kadar uzağa olursa olsun gitmek istiyorum. İki yol var önümde; ya senden gideceğim, ya kendimden. Senden gidemiyorum. Bak denedim, sen zaten bizden gittin. Bende gidersem eğer, bize ne olacak? Bize kim sahip çıkacak, kırgınlığımızı kim kucaklayacak, özlemimizi kim sarıp sarmalayacak? Sevgimize kim şahit olacak, sen beni hiç sevmemişken, aramızdaki o büyük aşka kim şahit olacak ? Bir şarkı çalıyor durmadan ben kaldırımda yürürken. Durduramıyorum, o şarkı çalıyor. Hüznün şarkısı...
" Ben denedim, denedim bitirmeyi bu tek kişilik aşkı.
Bitsin istedim,
Bitirmeliydim bu tek kişilik aşkı.
Ben denedim, denedim.."
Acısı geçmiyor gidişinin. Ama en çokta dönmeyişin acıtıyor. Ben acımaya, kanamaya ve sürekli buraya hüznümü kusmaya devam edeceğim. Belkide böylesi daha güzeldir. Kuşlar daha anlamlı sen yokken ve artık kedileri daha çok seviyorum. Hem ne kadar uğraşsanda gidemezsin. İnsan kalbinde birine bir koltuk verdiğinde. Nereye giderse gitsin onu yanında götürür. Yani ben neredeysem sen oradasın, kalbimde.

 "Yıldızlı geceler..."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder