Neden bu gün? Niçin bu gün yazdığıma yazının sonlarına doğru geleceğim ancak şimdi kısaca bir hasret giderelim.
Epeydir yazmıyorum. Nasıl özledim, ara ara nasıl istiyorum anlatamam. Sık sık kitap okuyorum. Aslında eskisine nazaran daha sık. Tabii boş zamanlarımda. Yazarların dillerine, telaffuzlarına ve yazı hikayesi bütününe baktığımda bütün şevkim kırılıyor. Öyle ki yazılarıma yazı değilde sanki birer karalanmış kağıt imiş gibi bakmaya başladım. Bu konuda daha iyi olmam gerek. Geçen süreçte ara ara kendimi sizlere hatırlatacağım tabi. Büyüyoruz vesselam. Öyle hızlı büyüyorum ki bir kaç ay demeden bir bakmışım fikirlerim, duygularım, hislerim ve tercihlerim şekil almış. Belki ben olduğum gibi duruyorum tüm dünya şekilleniyor. Ancak bunun bir önemi bulunmamakta ve yaşamaya mani olmamakta.
Yorgun hissediyorum... Öyle ki geçmişi hatırlamaktan, yağmurda yürümekten ve üzülmekten yorgun hissediyorum. Anı yaşamak yada geçmişe takılmak istemiyorum. Geleceğe odaklanmak istiyorum. Gelecek için yaşamak istiyorum. Çünkü geçmişi değiştiremiyoruz. Hatta bazen hatırlayamıyoruz bile. Unutuyoruz, bazense unutmak istesekte unutamıyoruz. Geçmiş böyle işte. Güzel bir an olsa bile burkacak içimizi; çünkü geçmiş olacak... Anı yaşamak ise çok mantıksız ve kayda değer değil. Geçmiş olmaya hazır olan bir zaman dilimine tahammülüm yok artık. An huysuz bir sokak kedisi gibi. O an geliyor kendini sevdiriyor. Bazen elini tırmalıyor. Bazense sanki onu hiç sevmemişsin gibi öylece uzaklaşıyor.
Geçmişe kaç pişmanlık sığar. Beş? On iki? Yirmi? Ya da kocaman BİR. Peki ders aldık mı? Geleceğe kaç pişmanlık saklıyoruz? Geleceğimize şekil verebiliriz. Doğru adımlarla doğru kararlarla üstümüzdeki donanımları sağlamlaştırıp güçlenebiliriz. Gelecek an olduğunda ve geçmiş olmaya yaklaştığında biz tüm badireleri atlatmış ve hiç üzülmemiş olmalıyız. Bunun için çabalamalıyız.
Neden bugün kısmına gelince. Bir çoğunuzun en başında anladığına eminim, bugün Cem Adrian'ın doğum günü. Aslına bakarsanız doğum günlerini pek umursamam. Yani kendi doğum günüme dahi tahammül edemiyorum. Ancak iyi ki doğdun Cem. İyi ki şarkı söyledin. Sahiden iyi ki varsın. Çünkü tüm o hüzün dolu gecelerde yanımızda bir tek sen vardın. Tüm çaresizliğimiz ile KAYIP iken, sokakta yapayalnız sağa sola savrulurken; kulaklığımızdan fısıldayan TUZ KRAL olduğun için çok şanslıyız. Kalbimdeki tüm duru sevgileri sana ithaf ediyorum. Sesinle sanatınla ve fikirlerinle iyiki varsın ve iyiki sevmişiz seni. SESSİZCE...
...MUTLU YILLAR
Hoşçakalın, ve hatırınızda bana ufacık bir yer açın. Yeniden daha güzel daha anlamlı paragraflarla tekrar geleceğim. Beni unutmayın... Sevgiler..
Neden bugün kısmına gelince. Bir çoğunuzun en başında anladığına eminim, bugün Cem Adrian'ın doğum günü. Aslına bakarsanız doğum günlerini pek umursamam. Yani kendi doğum günüme dahi tahammül edemiyorum. Ancak iyi ki doğdun Cem. İyi ki şarkı söyledin. Sahiden iyi ki varsın. Çünkü tüm o hüzün dolu gecelerde yanımızda bir tek sen vardın. Tüm çaresizliğimiz ile KAYIP iken, sokakta yapayalnız sağa sola savrulurken; kulaklığımızdan fısıldayan TUZ KRAL olduğun için çok şanslıyız. Kalbimdeki tüm duru sevgileri sana ithaf ediyorum. Sesinle sanatınla ve fikirlerinle iyiki varsın ve iyiki sevmişiz seni. SESSİZCE......MUTLU YILLAR
Hoşçakalın, ve hatırınızda bana ufacık bir yer açın. Yeniden daha güzel daha anlamlı paragraflarla tekrar geleceğim. Beni unutmayın... Sevgiler..