Ekim'inde ortasına geldik. Zaman ne çabuk geçiyor, sensiz. Seninle geçirebileceğim bu günleri sensiz geçirdiğimden midir nedir? Bir hayli hızlı, sıkıcı ve öldürücü. Sensiz usulca ölüyorum. Çok sevmiştim... Bunu ne çiçekler anlatıyor ne yıldızlar. Bunu ben bile anlatamıyorum. Bu ateş sönmüyor. Ne gözyaşlarım söndürüyor, ne yağmurlar. Yanıyorum ve acısı hiç dinmiyor. Sanırım bir tek gülümsemen dindirir bu ateşi ama sen hiç gülmüyorsun. Gerçi hiç gelmiyorsun da şimdilerde. Sen gelmiyorsun, kuşlar konmuyor bahçemdeki ağaca. Şarkılar söylemiyorlar. Arılar tohum almıyor çiçeklerimden. Soluyor çiçeklerim. Ben sensiz her geçen gün eksiliyorum . Hiç tam olmadım aslında ama artık daha eksiğim. Önceleri fazlaymışım, farketmemişim. Seninle hiç tanışmamışken sensizlik nedir bilmemişim. Sen gitmeden yalnızlık nedir bilmiyormuşum. Aşk anlatılmaz. Anlatılacak cümle yoktur. Bulamaz seven. Bana sorsalar "sen" derim. Çünkü aşk baştan aşağı "sen" ve ben saçlarımı okşamanı özledim.
"Seni kaybettim. "
Bu cümleyi kuracağım hiç aklıma gelmezdi biliyor musun? Çocukken oyuncaklarımı kaybettiğimde kırılıyordu kalbim. Ben seni kaybettim ve ağlasam da kimse geri getiremez. Sen gittin! Omuzlarından beline dökülen saçların hatırlayabildiğim son anı. Benden geriye kalan son hatıra. Sen gidiyordun, bense olduğum yerde bekledim. Hava karardı, sonra güneş doğdu. Ben bekledim, gidemedim işte. Belki gelirsin dedim. Orada bekledim, "hoşçakal" dediğin yerde. Sonra eve döndüm. Artık gitmiştin bunu biliyordum. Ağlamadım, kursağım koparcasına acıdı, ağlayamadım. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim, ağlayamadım. Çünkü eğer ağlasaydım kabul etmiş olurdum sensizliği. Ben kabul edemedim. Senin olmadığın bir hayata tahammülüm yok. Midemi bulandırıyor tüm bu karmaşa. Şehrin o buğulu havası yapışıyor boğazıma. Ölümün nefesi ensemizdeyken ölemiyoruz. Ölmemesi gerekenler ölürken ben hâlâ bir hiç olarak geziyorum ortalıkta. Fazlalığım, harcadığım oksijen fazla. Ölemiyorum, öldüremiyorum kendimi. Senin sarıldığın bir bedene nasıl kıyarım ki? Senden bana kalan tek şey, sarılmışlıkların. Dahasına ihtiyacım yok aslında, bu ayakta durmama yetiyor. Yeniden gülüşünü görebilmek için bir kolumu verebilirim. Gerçi bu az kalır, gidişinle kalbimi verdim ben. Geriye işte bu aynada gördüğüm maske kaldı. Yaşıyormuş gibi görünüyor. İnsanlar "Nasılsın?" dediğinde ufak bir tebessümle "İyiyim." diyorum. Değilim, o günden sonra hiç iyi olmadım. Tek ilacım kokun. Lakin bu mümkün değil. Ne gidişini kabul edebiliyorum ne gelebilme ihtimalini. Artık gelsende o sevdiğin adamı bulabilir misin bilmiyorum. Beni böyle hatırla istemiyorum. Ben düşlerinde hep o adam olarak kalmak istiyorum. Bunu tüm kalbimle istesemde gelme çünkü ben artık seninle yapamam. Sensizliğe o kadar çok alıştım ki. Senin sevgin yorar beni. Burkulurum, incinirim. Yeniden gitme ihtimalin bile sensizliğin benim açımdan daha iyi olacağının kanıtı. Çünkü eğer gidersen bir kez daha benden. Ben artık kendimde kalabilir miyim? Bilemiyorum...
İnsan çok garip. Kendine en çok zarar veren şeyi düşünmeden edemiyor. Aslında düşüncelerimize son verebilsek tüm acılarda diner. İşte bu yüzden kesiyorlar bileklerini o aşıklar. İnsanlar garip çünkü bir yağmur damlasında sevdiğini anımsıyor. Bir kar tanesinde gülüşünü buluyor. Rüzgar estiğinde kokusunu alıyor. İnsan garip, anlayamayacağım kadar garip. Anlasaydım kendimi anlardım en başta. Anladığım gibi de sorunu çözerdim. Çözülür mü o'nsuzluk bilemiyorum ama denerdim. Herşey sona yaklaşırken, ben daha çok 'ona' yaklaşıyormuşum gibi geliyor. Belkide tek gerçek son "o" dur ve ben sona sarıldığımda, son nefesimle, huzurla yumacağım gözlerimi. Belkide bu zırva hayata devam ederek kendime en büyük eziyeti yapacağım. Aslında hiçbir şey çözülmeyecek çünkü bu dünya gerçekten çok boktan! Çünkü bu dünyada kötü olan herşey kendini daha çok tekrarlıyor, yenileniyor, gelişiyor ve kötülüğe devam ediyor. İyilikse pervasız, oluyor ve bitiyor. Bir göz kırpış kadar kısa, yüksek bir binanın tepesinden düşüş kadar hızlı. Umutlar serpiyor insanların yüreğine. Sonra onları öylece bırakıyor bir bankın kenarında. Terkediyor...
"Severken bir kez düşünün, çok severkende iki kez. Çünkü çok sevince çok acıyor.."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder