Bu gün sizlere bir tutam "Eylül" ikram edeyim. Eylül bir başkadır. Biraz soğuk biraz sıcak. Zaman zaman rüzgarlıdır eylül. Bazen üşütür avuç içlerini, bazen sıcaklar şakakların. Bu gün eylülün bir günü. Eylül bir ayda, birçok mevsimdir. Eylül hüznü, sevgiyi, umudu korur içinde taşır. Sevgilinin yanağındaki gamzedir eylül. Denizde dalga, gökyüzünde buluttur. Karanlıkta yıldız. Sen karşımda öylece gülümserken, şemsiyenden sekip yere düşen yağmurdur "Eylül". Eylül bir başkadır işte.
Eylülde bende bir başkayım. Biraz daha kırgın, biraz daha eksik. Bakın ne yıldızım var, ne denizim. Öyle boşum, öyle durgunum ki, bir eylül değilim. Şimdilerde kendim de değilim.
" Dedim ya, Eylül‘dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin. "- Cemal Süreya
Eylülde başlayan aşklar ömürlük olurmuş. Tecrübelerinize danışıyorum, doğru mudur? Doğru ise sevmeyeceğim eylülde kimseyi. Mayısta sevdiğim birini unutamıyorum. Ya eylülde seversem başka birini. Unutursam kazara onu? Seversem başkasını, tüm bu gözyaşlarımın bedelini kim ödeyecek? Karanlıkta geçirdiğim zamanın, kitap okurken ıslanan sayfaların hesabını kim ödeyecek? Bakın en çok o şarkılar burkuyor beni. Onun sevdiği o şarkılar. Bak bu şarkıda güzelmiş dediği her şarkı ezberimde. Duyduğumda hüzünleniyorum, eksiliyorum bir parça daha.
Kalbimden vuruldum ben. Yaşama ihtimalim yokmuş. Öyle söylüyor ruhum. Bu onsuz geçirdiğim kaçıncı eylül saymıyorum. Bakın artık eylüller bile güzel değil. Güzel değil sevmeler. Güzel değil mevsimler. Unut beni dedi. Unutmama fırsat vermedi, gitti. Ben o gün bu gündür tutunamıyorum hayatın ellerine. Hep kopuk yaşadım hayattan. Ben seni unutamadım ama sen unut beni. Ben eylülde sararmış bir yaprağım. Kalbim kayıp. Uyukluyorum bir ağacın altında. Terkedilmiş, soğuktan yanakları kızarmış. Bu şehrin duvarlarından korkarak yaşıyorum. Adımlarımla bırakıyorum hüznü kaldırımlara. Sonbahar peşimde, sürekli hüzün peşimde, yalnızlık peşimde. Koşuyorum, rüzgar esiyor karşımdan. Kaçamıyorum tüm bu kötülüklerden. Yüreğim kırgın kelebeklere. Asılı kalmışım bir eylül rüzgarına, savruluyorum.
Eylülde okunan kitaplarda bir garip. Üzülüyorum artık. Belkide kitabın beni götürdüğü o değişik dünyaya, hüznü peşimde götürüyorum. Belki sararmış yapraklar benimle gidiyordur o dünyaya. Yada o dünyadaki, kırgın adamın peşine takılan sararmış yapraktır suretim. Olsun umudu kırgın çocuklarız biz. Umudumuz kırgın, kalbimiz kadar. Eğer eylül bir kitap olsaydı, yazarı kelebekler olurdu. Çünkü eylül kadar yakınlar ölüme. Ruhları durağan, sıkıcı bir kitabın satırları gibi. Bir kitap sizi ne kadar içine alabiliyorsa, eylülde o kadar alabilir. Eylül bir başkadır, her mevsimi taşır içinde. Her yıldız eylülde parlaktır. Ayın yeri bir başkadır eylülde. Ay ışığında okuduğumuz kitaplardaki o en çok bizi anlatan satırlar kazınır ruhumuza. Sonra ruhumuz bir kelebek olur. Konar sevgilinin penceresine bir eylül günü. Belki yağmurludur o an hava. Belkide sıcak rüzgarlar eser, aralar perdeyi. Belki yağmuru izler sevgili. Belki uzanmışken yatağına, aralanmış perdeden rüzgar gösterir o çok sevdiğimiz bedeni. Eylülde çarpar en çok rüzgar, hüznü yüzümüze. Bu tokadı yememiş bir anne kuzusu yoktur. Hüzünlenir herkesin kalbi bir eylül günü..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder