Meraklanmak

19.10.2016

Tavan arasındaki, fuzuli geçmiş.



Tavan arasındaki fuzuli geçmiş.Merhabalar, bloğun başlangıç yayınları sıralamasına bunu dahil etmem doğru mudur? Bilemiyorum lakin bu gün şöyle eskiden kalma bir köşeye fırlattığım defterleri ayıklarken bir defter buldum. Çok çok heveslerle aldığım Mettalica - Never lisanslı defterinin bir kaç sayfasını karalayıp bir kenara atmışım. Heveslerim geçiveriyor işte. Neyse bu yüzdende kızmayacağım kendime, kötü olan huylarım arasında minicik, ufacık kalıyor. Çok geçmiş sayılmaz ama şunu fark ettim o zamanlar çok genç ve çok toy muşum. Seviyor, severken acımdan ağıtlar yakıyor, çokça üzülüyormuşum. Yani kavuşamamak aile geleneği galiba. Umarım bu amatörce yazılarla değerli vaktinizi almış olmam. Gelin biraz beni tanıyalım, sonuçta en saf yazılar bunlar. Düzeltilmemiş, öylece, ben kokan, beni anlatan. Hislerimin en berrak hali. Nasılda acıyormuş minik kalbim. Gerçi şimdilerde acıyacak bir kalbimde kalmadı.

 Evet başlayabiliriz..

01.01.2015


 Her kelimede atan bir kalbe ve o kalbe sahip birine ihtiyaç duyar yazan. Kalem ve defter araçtı. Aslında acılarımızı kustuğumuz yerdir defter ve kalemin çektikleri gizlidir yazarda. Kalemim bile biliyor sensizliğimi. O bile üzülüyor bana. Sen nasıl kıydın? Benden nasıl gittin? Seni göğüs kafesime sığdıramazken, avuçlarına verdiğim kalbime nasıl zarar verdin?
 Olsun be sen yine de sıkı giyin, şimdilerde hava çok soğuk, üşütme.
"Kıyamam..."
Nefeslerime sığmayan kokunu çok özlüyorum.

03.01.2015

Sankiler ile yürüdüm, keşkeler ile ölmekten korkuyorum be. Sana doğru attığım her adım senden uzaklaştırıyorsa beni eğer, gamzemi görmeyi bekleme sevgilim. Ben seni severken öldüm, sevdikçe öleceğim. İnsan kendini her gün öldüren bir şeyi sever mi? Sevmeyi bilenler hep ölür. Sevenler hep eksik kalır gitmelerde. Tamamlayamaz gelenler, eksilmiştir bir kere kalan ve her yudumda bir defa daha öldürür su. Su değil miydi yaşam? Değilmiş sevgili. Sen yaşam iken su uyku imiş. Ne ölmeyi seçebiliyorum artık, ne yaşamayı. Gitmeyi seçiyorum ben. Senden gidemiyorsam kendimden giderim. Sen bende kalamazken ben kendimde nasıl kalırım ki? Sen düşürdün beni ve ben tekme attım yerdeki bana. Her şeye rağmen yine seviyorum seni. Gitmelerine bile aşığım. Kal diyemem sana ama sen yine de,
" gitme..."
Boynunmuş huzurum, gitme..

03.01.2015

Seni, senin kendini sevebileceğinden çok sevmeyi seçiyorum. Bu zor biliyorum ve başarabileceğimden de emin değilim. Bir insan bir başkasını, onun kendini sevebileceğinden çok nasıl sevebilir?
Yağmur tanelerinde onu görmektir belki. Belki onun gökkuşağı yağmur yağmadan belirir. Güneş aydan sonra değil, belki de ay güneşten önce doğuyordur..
Ben yıldızları, güneş gökyüzündeyken sevebiliyorum, hepsi saçlarında asılı. Gülüşünde saklı ışıkları. Tebessümüne bakamıyorum kamaşıyor gözlerim.Sen, hani sonbaharda uçuşan ve hep peşinde koşturduğum beyaz tüy var ya işte tamda o'sun. Hep seni takip edeceğim güzel gözlüm ve sen hep bembeyaz kalacaksın. Belki tuttum sanacağım ama avuçlarımı açtığımda sen çoktan gitmiş olacaksın
 Ben yine de aynaya baktığında gördüğün şeyi seveceğim..

06.01.2015

Aslında gidemeyişlerimle her dakika bir parça daha eksiliyorum olmayışlarımdan. Yutkunduğumda parçalanıyor boğazım ve tekrar ölemiyorum. Ölmek kolay, ölmek kurtulmak. Yaşamayı da beceremiyorum. Yıldızların canı cehenneme artık! Her gece seni hatırlatıyorlar bana ve ben her gece "göz yaşıma değer misin?" diye düşünüyorum..
Kar tanelerinde seni arıyorum ve o kadar çaresiz kapatıyorum ki avuçlarımı. Annesini kaybetmiş bir çocuğun gözlerindeki umut bile çok geliyor göğsüme. Mühürledim kalbimi, açamam kimseye. Kal diyemeyişlerimle defalarca ölmeyi hak ettim belki ama ben o kadar beceriksizim ki, bırak beni sevmeni, kalmanı bile sağlayamadım.
 Artık aynaya bakıp saçlarımı düzeltmiyorum..

06.01.2015

 Her yağmurda biraz daha ıslanıyor kirpiklerim. Göz yaşlarım karışıyor yağmur damlalarına. Artık yağmur damlaları biraz daha tuzlu, biraz daha sen.
 Kar yağıyor bak yine, kaçıncıya yağıyor üstümüzden sahi? Sana o on üç harflik cümleyi söyleyemeyişimin üstünden kaç kere yağdı kar? Yine sayamadım kaç "günaydın" ve kaç "iyi geceler" kaçırdık? Uykularımdan vermeyi özledim, seni uykularımdan önce sevmeyi özledim. Bak ben gidişine üzülmedim. Hani gülüşünden öpemiyorum ya, ben kaçırdığım her öpücükte ağlıyorum. Bizim şarkımız hiç olmadı. Ben seni her şarkıda hatırladım. Ya ben bana bakmanı özledim, karşıma geçip beni bakışların ile deşmeni. Nefes almanı, güldüğünde kısılan gözlerini özledim.
 Eğer gülüşünde yok olacaksa siyah, sen yine gül. Ben siyahı yok eden beyazı bile severim.

07.01.2015 

Bak hüzünlendim yine, kar yağıyor ve ben avuçlarımı açıyorum gökyüzüne. Avuçlarım kar taneleriyle dolsun istiyorum, düşün her kar tanesi eriyor. Avuçlarıma aldığım her şeyi yok etme gibi bir huyum var sanırım. En son saçlarını tutmuştum sonra sen hepsini kestin. Bir erkek için değer miydi saçlarına kıymaya? Gidişlerim saçlarına doyamayışlarımdan. Birde koklayışlarım var seni, hapsetmelerim ciğerlerime.
Elmacık kemiklerinde uyuklamalarımda kaldı aklım, sende kaldı göz kırpışlarım. Saçlarımda parmak izin, kalbimde dokunuşun, gözlerimde kaldı bakışların. Kalp atışlarında tamamlanıyordum ben, sen gittiğinden beri tamamlayamıyorum kendimi hep bir adım geride uyanıyorum güne ve her gün yeniden her gün biraz daha seviyorum seni. Kaçmaya çalışıyorum senden, koşuyorum köşeleri döndükçe sana geliyor ayaklarım, yine fotoğrafının önünde buluyorum vücudumu, sonra tutamıyorum kendimi yine ağlıyorum. Erkekler ağlamaz deme, erkekler ağlar.
Hemde geberene kadar ağlar..

07.01.2015

Nefesim kesiliyor adımlarında ve yudumlarımda fırtına kopuyor. Gülüşüne şimşekler çakıyor artık ve senin olduğun uykularım kabus bana. Yazılarım isyan nefeslerinde ve artık gülüşlerin hüzün kusuyor.  Bakışların boğuyor ruhumu ve gülüşün aydınlatmıyor geceyi. Artık ay değilsin geceme ve yıldızlar çok çirkin yanında. Göz yaşlarımı geri alıyorum her damlasına kadar, sonrasında gözlerim keskinleşiyor. Yüzüne bakmaya kıyamayan ben artık fotoğraflarımdan kesiyorum seni ve çöpe bile atmıyorum, yakıyorum. Sigara içilen ortamlarda duramıyorum artık, içişin aklıma geldikçe tiksiniyorum dumanından. Göz kırpmayı bırak, artık hayallerimde yer yok sana. Kokunu umursamıyorum, huzurum değilsin ve mutluluk saklı değil sarılışlarında. Artık gökkuşağı anlamsız ve bulutlar yakışmıyor gökyüzüne. Deniz kenarında içilen kahveler kadar eksik artık ruhum, ne unutabiliyorum nede yanaklarımı kesen rüzgar acıyor bana. Vapurlar artık elim elindeyken yanaşmıyor kıyıya. En çokta beni sevemeyişin koyuyor. Sevmeyişlerinden kaçıyorum artık, kaçıyorum da, dönüp dolaşıp yine sana geliyorum. Yine seni özlüyorum. Senden nefret ederken bile seni sevebiliyorum. Aldın kalbimi ve gittin, ne olur geri ver artık..
 Ağlamıyorum, gözüme saçın kaçtı..

11.03.2015

 Bu kadar sevdiğim kızı anlatmamı istedi bir güzel.. Yanılıyordu sevdiğim doğru ama yalnızlığın bir cinsiyeti olacağını sanmıyorum.
 Yalnızlığa olan aşk belki aptallık ama koluma en çok yakışan bu, hem yalnızlık terk etmez. Yalnızlık sevgine karşılık verir sen sevdikçe sever seni.
 Yalnızlık belki bir kaçış, bir sığınış. Ben yalnızken mutluyum, arayışlarım alışkanlıkta seveceğim bir kalbe ihtiyacım yok artık.
 Kalbini avuçlarıma veren bir kız pişman. Ulan yine kırık bir kalp diyorum, ulan yine üzdüm diyorum. Her kırdığım kalp için özür dilerim..
 Kalpler fazla hassaslar, kırılıveriyorlar..

11.03.2015

 Deniz çok büyük, küçücüğüm. Mavinin en koyu tonunda kayboluyorum. Keşke bir balık olsam, pişmanlıklarını unutan. Keşkelere nefretim, hiç olmamasından. Sahi, çok saçma değil mi keşkeler? Hayalleri kirletiyorlar.
 Keşkelerime gözlerinde dahil. Gözlerimde gözlerin eksik. İzin ver, ıslak kirpiklerin benim olsun. Göz kırpışların benim olsun. Nefeslerin benim olsun. Küçükken sahiplendiğin yıldızın olayım, hep gökyüzünde duran. Güneşin hemen arkasında duran. Gülüşüne asılı bir yıldız olayım. Nefeslerine şahit olan.
 Bir yıldız olmak vardı şimdi, senin gökyüzünde..

11.03.2015

 Ne kadar gerçek sevmeler, sevilmeler. Hangisi daha zor sence? Sevmek her yerde hayranlıkla bakacağın bir gök kuşağının olması. Sevilmek ise gökyüzünde geceni süsleyen hep seni gözleyen bir koruyucu olması.
 Her ikisi de çok zor, gök kuşağı farkında değil sevenin ve yıldızın yeri yok gecede.
 İşin içine aşk girdiği zaman her şey kötü oluyor. Kalp atışları hızlanmalı bir kaç kez küçükken, kalbin varlığına inanılmalı. Ondan sonrası hep çok sıradan. Sevmeyi bilmeli kalp. Kusurları sevmeli, saç kırıklarını sevmeli, bazen çok uyumaktan şişmiş gözleri sevmeli. Nefesleri sevmeli onu yanında tutan. Gülüşleri sevmeli gündüzleri süsleyen. Sevmeli işte, bulduğunuz her şeyi sevin. Hayat sevince güzel.
Belindeki gamzeleri sevdim..

12.03.2015

Ulan yazmak kadar kolay olsaydı, keşke. Her canım yandığında kusebilsem satırlara, hafifler mi acılar?
Hep yanlış sevdik, bir tutam fazla sevdik. Sevmeyi becerememişliklerimizden bu eksiklikler. Ya benim siyahlığım neden bu kadarderin ve neden her seferinde dahada genişliyor.  "Ya" bu kelime ne kadar çaresiz olabiliyorsa bende o kadar çaresizim. Kalbim sevmelere kırık değil sadece. İstenmemişliklerde çok üzücü.
Kimse istemezse seni bana gel, ben seni istemekten vazgeçmemiş olacağım. Belki eksilerim biraz ama yine gecelerime katarım seni. Belki eksilirim biraz ama yine gecelerime katarım. Belkide yıllardır gecelerimde oluşun yordu beni.Yutkunamıyorum baksana yine çok sevdim.
Hatalı sollamadım, hatalı sevdim..
Biraz kamyon arkası gibi olmuş sanki, alın size benden kamyon arkası..

12.03.2015

Bir koca amcam var benim bilmezsiniz, çok tatlı çok tombiktir. Bana söylediği bir cümle vardı hiç unutmam; balık yerken rakı içmezsen eğer, balık "hangi hayvan yedi beni " diyerek gocunurmuş.
Ben seni severken rakı içmedim, şimdi sende - hangi hayvan sevdi beni? - diye düşün dur. Kadehlere sığdıramıyorum şimdilerde. Ne sevmişim be, kusana kadar içmem lazım, alışık değilim içemiyorum. Sigarada içemem ben beceremem, kötü şeyleri kabul etmiyor bünyem; bi sen varsın iyi olmayan. İyi gelmiyorsun bana, içim almazken seni kalbim bir türlü bırakmıyor.  Çok karmaşık ulan sevmeler. Bir bakıyorsun sevmişsin, kaçamıyorsun da; illa seviyorsun.
 Neyselerde kaldı aklım, sahi en son ne zaman neyse dedin?

16.03.2015

Haklıydın, ben sevemezdim..
Sevmeyi hiç denemedim, sevgi sendin zaten, sevginin bedeniydin sen. Kaç kere söyledim bilmiyorum ama ben seni on üç harfe sığdıramıyordum. Sadece seviyorum işte, kokunu gülümsemeni, saçlarını. Ruh değil miydi bedeni güzel yapan? Ruhunu seven biri nasıl olur da bedenini inkar eder? Saç kırıklarına kadar sevmeli, her nefeste sevmeli sevgilere sevgi eklemeli. Karşılıklı içilen her kahvede birazcık daha sevmeli. Sevmekten korkmalı bazen, korkmalı sevgiliden. Gitmeler var bu dünyada, gidiyor sevilenler ve kalanlar hep acı çekiyor.
Konusu açılmışken, kaç kere sevdin sen? Kaç kere birinin boynunu özledin veya kaç kere yarım kaldın? Ben sensizliğimle beraber birde yarımım.
İyi uykular demeden sen, uykular gelmez oldu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder