Meraklanmak

19.10.2016

Bir bulut sizi üzebilir.


Bak bir denizin kenarındayım, etraf çokça kalabalık. Ben ve denizin üstündeki ay ışığı varız. Evet etraf gerçekten kalabalık. Yüksek sesler duyamayacağım kadar alçak sesteler. Deniz kenarını sevmiyorum. Her yaklaştığımda büyülüyor beni deniz, burkuluyorum. Hayal ettiğim hayattan ne kadar uzakta ve çaresiz olduğumu anımsıyorum.
Yaşıyor gibi görünmeye kaldırıyorum kadehimi, ilk ve son.
 Ay ayrı bir hoş şu an ve dalgaların sesleri huzur kokuyor. Sesin kokusunda buldum huzuru. Hep yakındaymış, burnumun dibinde...
Ufuk çizgisine sığdırmış birini biri. Evden çıktığında şakakları kamaşmış ve behemehal suretle kahrolmuş. Olsundu, sevebilirdi belki. Saat onikiyi geçtiğinde kalbi dolardı sevgiyle belki. Bir kül kedisi misali, bir topuklu ayakkabı masalı. Prenses dahi olsan topuklu ayakkabın oluyor arkadaş! Bak gece ötmüyor kuşlar. Bu karanlığa laneti tanrının.
Kuşların gece ötmesi dileğiyle...
 Aslında güneş odanıza hiç doğmayabilir, yakınmanıza gerek yok, hemen kapının yanındaki anahtara uzanarak ışığı açabilirsiniz. Güneşimiz doğmuyor diye ışıksız kalacak değiliz ya! Bu gün günlerden yine o, yine onu yazıyorum satırlara, yine satırlarım doluyor kokusuyla. Gerçi "bize ne?" dediğinizi duyar gibiyim. Olsun acı işte, artık sol yanımda değil. Bulamıyorum yerini, bazen başımda oluyor, bazen dizlerimde. Gerçi bir önemide kalmıyor zamanla. Acıyor sadece, boş, kuru, o'nsuz bir acı. Katlanılmaya değer belki belkide etrafımızdaki insanlardan dolayı öyledir. Acımı anlatarak hafifletmeye çalışıyorum, sizde bana anlatın, dinlerim. Belki anlatınca geçer..
Dokunarak hissedilmez...
Göğüs kafesinizin tam ortasında hissetmeniz ne kadar zorsa bende o kadar hissediyorum işte. Bir his var karnımda, acıyor. Açlık gibi, açım ben; biraz ona.
Kirpiklerim ıslak geçirdim geceleri. Üzgünlüğüm karıncalara. Bakma sen bana, kırgın olmak alışık olduğum birşey. Bide ona alışasım vardı, herşey yarım kaldı. Şahit melekler onsuz eriyişime, bir parçam kopuyor bedenimden. Sonra ölü bir melek geliyor, dokunuyor parmak ucuyla, nefeslerimi alıyor ciğerlerimden. Acımıyor sol yanım, melekler ölüyor.
Bir bulut sizi üzebilir.Hayat karşımıza hep kötü şeyler çıkarır. Buna minnettarım. Büyüyoruz be, o her kötü anıda bir basamak daha çıkıyoruz, biraz daha olgunlaşıyoruz. Ders alıyoruz.
Hayatımızın belli dönemleri güzel geçer. Benimde çocukluğum güzeldi sanırım. Çocukkende kötü şeyler peşimizde, buda bir gerçek. Altı arkadaş kafa kafaya vermişiz. Düşünme anlamında değil bildiğin kafa kafaya verdik çimlere uzandık bulutlara bakıyoruz. Tabiki o zaman tumblr, instagram vs. yok. Bizim eğlencelerimiz daha farklı, erik ağacına çıkıp erik yemekten mutlu olabilmek var benim çocukluğumda. Neyse, işte bir anda parmağımı gökyüzüne kaldırdım ve "bir kaplumbağa" diye heyecanlandım, altı üstü bir bulutu kaplumbağaya benzetmiştim. Çok sevinmiştim, bulutlarla konuşmak gibiydi. Bu sevincim diğer arkadaşlarımın o bulutun kaplumbağa ile bir ilgisi olmadığını söyleyene kadardı.
Hayat çocuk iken de acımasız. Bir bulut sizi üzebilir. Ama siz o parmağı gökyüzüne kaldırmaktan hiçbir zaman çekinmeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder