Meraklanmak

19.10.2016

Bir kırlangıç fırtınası.

Acaba beni hiç özlüyor musun? O hep buluştuğumuz cafeye gittiğinde yaşanmışlıklar gözlerinin önüne gelmiyor mu? Bir aşk filminde anımsamıyor musun başını yasladığın omzumu? Unutulmaktan çok aklına hiç gelememek koyuyor. Aklına gelemiyorsam eğer kalbine hiç gelememişim demektir. Neden dokundun saçlarıma öyleyse? Neden yanağımı okşadın? Güzeldin. Üçlü koltukta yanımda otururken güzeldin. Bir deniz kenarında el ele tutuşurken güzeldin. Seni gördüğüm o ilk akşamda güzeldin. Kirpiklerin geceydi. Asılıydı yıldızlar ve hiç olamadıkları kadar parlaktılar. Karanlıktan yaka paça çıkardı beni gülüşlerin.
" Ben yağmurum, ben mağrurum; sense unutkan. Anahtarını evde unuturdun. Defterini sıranda unuturdun. Ödevi teslim edeceğin son gün hep aklından çıkıverirdi. Şimdide beni unuttun.  Kanadı kırık bir kuş misali, uçuverdim aklından. Aklından çıkar çıkmaz çakıldım yere. Artık ne uçabiliyorum, nede yürüyebiliyorum. "
Bir kırlangıç fırtınası kopuyor içimde. Birde sen kopsan içimden, burnuma gelen çam kokuları gülümsetir belki yüzümü. Lakin yine sarardı yapraklar ve ben bir yaprak dökümünde daha özlüyorum seni. Omuzuna konan bir uç uç böceği olsam. Beni gezdirsen parmak uçlarında ve gülümsesen. Uçsam, kalbine konsam. Dünyanın en mutlu böceği olabilirdim ama böcek değilim. Ayrıca mutluda değilim.
Gittiğinden beri gururumu bir kenara bırakıp gelemedim yanına. Bakamadım gözlerinin içine. Uzaktan uzaktan seyrettim durdum. Yanımdan geçsen bile görmemiş gibi davrandım. Seslendiğinde sesini duymadım. Çünkü seninle yapamam artık. Bir "merhaba" ile başa dönmekten korkuyorum. Çünkü zamanla geçmeseydi eğer, bunca zaman yaşayamazdım.
 " İyiki geçiyor zamanla, yoksa dayanılır mıydı bunca acıya? "
Gidişinden sonra yaşadığım tüm zamanı ömrümden silmek istiyorum. Anlamı olmayan bir hayatı gelecekte kimseye anlatamam. Ağardığında saçlarım, geçmişten hatıralarla huzur bulamam. Hem belkide yaşlanacak kadar uzun yaşamam. Bunların hepsi bir kenara, bulutlara uzanan saçların bir kenara. Hem seninde saçların avuçlarımda beyazlasın istiyorum.
Bir kırlangıç fırtınası.

Bu yazıya bir çok paragraf sığdırırdım. Hiç alışık olmadığım birşey yaptım ve yazıya başlamadan önce başlığını koydum. Önceleri hep yazıyı bitirip sonrasında oturur başlık düşünürdüm. Bu kez başlık içimden kopuyor, içimde kopuyor ve her zamanki gibi sen kokuyor. Dilerimki bir gün kırlangıç konar pencerene, anlatır beni sana.  Anlatsada dinler misin? Benim ismimle başlayan birşeye tahammül edebilir misin? Benim yazılarım hep seninle başlıyor, seninle bitiyor. Noktasına virgülüne kadar sen kokuyor. Betimlemelerimde sen varsın. Açıklamalarımda sen varsın. Hislerim seni anlatıyor. Sen okumayacaksın hiç bunları, hiç bilmeyeceksin hislerimi. Ben öleceğim ve sen hiç duymayacaksın sesimi.
Bir kırlangıç fırtınasında rastladım sana ve tamda o fırtınada kaybettim seni. Bir eylül yalanıydı söylediğin. Acısı yüreğimde saklı. Bir sonbahar günü sevmiştim seni.
Ve bu kez sen "hoşçakal" sevgili...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder